Makaleler

“İyi Hissetmek” Zorunda Mıyım?

Çılgın Dünya, 1963

İçinde bulunduğumuz zamanın ruhu (zeitgeist) iyi hissetmek, mutlululuk, başarılı, tatmin dolu, huzurlu olmamız gerektiği zorlantısını dayatır. Tüm çabalarımız bu amaca ulaşma çerçevesinde şekillenir. Öyle ki varoluş amacımız yalnızca “iyi hissetmek” üzerine kurgulanmış bir hal alabilir. Böyleyken, olumsuz addettiğimiz hiç bir duyguya tahammül edilemez. Ödül peşinde koşan ve bununla güdülenen varlıklar haline geliriz. 

Tüketim toplumunun yaratmış olduğu bu insan modeli, ne kadar çok “şeye” sahip olunursa, o oranda, içindeki boşluğun doldurulacağını vaad eder. Eksik olanı, “şeylerle” tamamlamaya, doldurmaya çalış mesajını pompalar.

Kimlikler, tüketilenler üzerine inşaa edilir. 

Tüketilenler birer arzu nesnesine dönüşür. Arzu balonu, onu elde edince söner. Sahte kendiliği besleyen bu döngü yine ve yeniden sahnelenmeye devam ettirilir. Bir süre sonra, elde edilenin aynı doyumu sağlamadığı fark edilir. 

İnsanın anlam arayışıyla arasındaki mesafe açıldıkça, kendiyle olan ilişkisindeki kopuklukta artar. Makas ne kadar açıksa, kendini tekrar bulabilmekte o denli çaba gerektirir. Kendi içindeki köprüyü kurabilmek için duygularıyla temas edebilme cesareti ve sorumluluğunu alması gerekir. Bu bağ, kendi gerçekliği ile yüzleşebilmeye niyeti olup/olmadığı ile yakından bağlıdır. Bu sayede, hoşa gitmeyen duyguların da kendine ait olduğunu hatırlama ve kabul etme fırsatını kendine sunar. Her zaman mutlu olmak, başarmak, yetişmek, mükemmel olmak zorunda olmadığını; üzgün olmak, mutsuz hissetmek, yetersiz, eksik hissetmek, zayıf ve güçsüz olduğu alanlar olduğu gerçeği ile yüzleşmek gibi deneyimlere de alan açabilecektir. 

Mutsuz hissetmek ve iyi hissetmek arasına ördüğü duvarın, içinde yarattığı baskı ve sıkışmışlık hissi ile yüzleşebilecektir.

Duvarın geçirgenliği arttıkça ve duygular birbiri içine  sızıp nüfuz ettikçe, zenginleşecek ve kendini serbest bırakmanın ferahlığını derinden hissedecektir. Duyguları bir barajın taşıyabileceği su miktarı olarak düşleyebilirsiniz. Barajın suyu depolayabileceği doluluk kapasitesi bellidir. Eğer yeterli drenaj sağlanmazsa duvar yıkılır. Bastırılan ve sakınılması gerektiği sanılan “olumsuz” duygularıda bu bağlamda düşünebilirsiniz. 

Duygularımız çeşit çeşittir ve hepsi bir bütünün parçalarıdır. Yalıtıldıklarında insanın kendi ile olan bağı da zedelenir. Temas kopar. Doğada her şey zıttıyla var olur. Nasıl ki gök yüzü hep karanlık olsa aydınlık olması halinin nasıl olduğu bilinemeyecekse; bize “kötü” hissettiren duygularımız var olmadan da “iyi” hissetmek mümkün olmayacaktır.

Klinik Psikolog Batuhan Bilen

Loading

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilgi&Randevu